25 Mayıs 2018 Cuma

Prof. Maranki: 25 Haziran’da olmazsa, Belgrad Ormanı’na gömdüğümüz talim şeylerini sokağa çıkaracağız


Akit gazetesi yazarı Prof. Dr. Ahmet Maranki’nin, Akit TV’de yayınlanan “Bilgi Savaşları” isimli programda söylediği bazı cümleler, kamuoyunda tepkiyle karşılandı.

Prof. Maranki, “Allah’ın izniyle benim bir ümidim var: 25 Haziran. (…) Kaf Dağı’nın arkası; 25 Haziran’da. Olmadı; zaten o zaman artık Belgrad Ormanı’nda ağacın dibinde talim şeyimiz. Oraya gömdük. Çıkaracağız sokağa artık, ‘bismillahirrrahmanirrahim’ diyeceğiz” diye konuştu. Program sunucusu Murat Alan’ın “Yok, o kadar da değil de…” itirazı üzerine de Maranki, “Ama adam sana topla saldırıyor. Senin tüfeğinle saldırıyor. Tankınla atıyor kardeşim yani. Gerektiğinde bu millet, ona hazır. Onu söylemek istiyorum” dedi.

Maranki’nin bu sözleri, “24 Haziran’da AK Parti iktidarı seçimi kaybederse, iktidarı vermemek için silahlarımızı gömdüğümüz yerlerden çıkarıp, muhalefet mensuplarıyla çatışırız” şeklinde değerlendirildi ve büyük tepki gördü. Twitter’da da #AhmetMarankiYargılansın etiketiyle kampanya başlatıldı. Prof. Dr. Ahmet Maranki hakkında “Basın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçu işlediği gerekçesiyle soruşturma başlatıldı

İki doktoralı siyaset bilimi profesörüyüm

Program sunucusu Yeni Akit gazetesi Haber Müdürü Murat Alan, Ahmet Maranki’nin kamuoyunda daha çok şifalı bitkiler uzmanı olarak tanındığını ancak kendisinin bir siyaset bilimci olduğunu belirtti. Bunun üzerine Prof. Dr. Ahmet Maranki, kendisinin İstanbul Üniversitesi’nde siyaset bilimi eğitimi almış bir profesör olduğunu, “Hocaların hocası Sabahattin Zaim ve Nevzat Yalçıntaş’tan doktora eğitimi almış bir profesör olduğunu; Sabahattin Zaim’in, Başbakan’ın, Abdullah Gül’ün, Numan Kurtulmuş’un da hocası olduğunu; kendisinin aynı zamanda ‘orman endüstri mühendisi’ olduğunu” dile getirdi. Prof. Maranki, “İki doktoram var. Siyaseti birileri yaptığı için şimdi biz ot, çöple meşgulüz. İnşallah vakti gelince nasip olur diye düşünüyoruz” dedi.

Sarıdiken: Dolar almak, bu ülkeye ihanettir

Programda daha sonra Prof. Dr. Ahmet Maranki ve Akit TV Genel Yayın Yönetmeni Bülent Sarıdiken’in yorumlarıyla güncel iktisadî ve siyasî gündem değerlendirildi. Dolar’ın yükselişini değerlendiren Bülent Sarıdiken, “Dolar’a yüklenen ve Dolar alan her insan, bana göre ülkeye ihanet etmiştir; çünkü millî müdafaa sürecindeyiz.Bu süreç içerisinde ülke üzerinde hesapları olanlarla birlikte hesap içerisine girmek, cebini düşünmek, hakikaten bu ülkeye ihanettir” dedi.

Maranki: Vatandaş bunu yapacak; devlet ne yapıyor? Vur abalıya!

Prof. Dr. Ahmet Maranki ise, Sarıdiken’in bu sözlerine itiraz etti. Maranki, “Vatandaş bunu yapacak. Devlet ne yapıyor? Merkez Bankası ne yapıyor? Kuruluşlar ne yapıyor? Sayın bakan, niye, sen bakan değil misin kardeşim? Niye müdahale etmiyorsun? Senin üstünde biri mi var? İşte Sayın Cumhurbaşkanı, onun için diyor “24 Haziran’dan sonra.”
Yapamıyor. Senin kontrolünde değil bu işler. Yani bunu söyleme… Hep yastık altı… Vur abalıya! Bülent Bey, vatandaş bunu çözemez ki. Ahmet Maranki, 100 bin Dolarını bozdurdu.” diye konuştu. Sunucu Murat Alan’ın “Hocam, var mı o kadar?” sorusu üzerine de Maranki, “Allah’a şükür; katı da var yani” karşılığını verdi.

İngiltere’de banka kuran Şahenk ve Özyeğin…

Maranki, “Müsaade buyurun, sözümü de lütfen kesmeyin” diyerek, yurt dışında banka kuran Türk işadamlarının neden döviz rezervlerinde yatırımlarını Türkiye’ye yapmadıklarını sordu. Maranki, “Şimdi burada, İngiltere’de bir banka açıldı. Açılışını da Türk yetkililer yaptı. İsmi burada; 4 harf. Söylemek istemiyorum. Kuruluşu kim yapmış? Şahenk. Sayın Şahenk meselâ. Sayın Özyeğin; ortağı ve birtakım ortaklarıyla devlet yetkilileri de bu bankaları açtılar şimdi. Böyle bir müdahalede bunlar şayet Türk ekonomisinin güçlenmesini istiyorlarsa, hemen bir oradan açıklama yapıp “Biz, Türkiye’de bu konuda şöyle bir Dolar noktasında bir yatırım sözü veriyoruz” dese, işte bir müspet şeydir bu… Bunun gibi… Acaba neden demezler de bunlar, gider bu bizim inanç noktamızdaki insanlar, yatırımlarını Yunanistan’a, İspanya’ya yaparlar da Türkiye’ye yapmazlar, Murat Bey? Havanda su dövme kardeşim. Havanda su dövme! Bu ülke bizim. Bizim gidecek başka yerimiz yok. Iraklı, Suriyeli buraya geldi. Biz nereye gideceğiz? İşte tam zamanı Bülent Bey kardeşim; bunu yapacak bu bankalar. Açıklasın. Havanda su dövüyoruz. Cumhurbaşkanı, “Yalnızım” diyor. Kardeşim, al profesyonel bir yönetici, oturttur oraya. Ama adam, da ne yapsın? “24 Haziran’a” diyor. E bekliyoruz. İnşallah o zamana kadar, kanımızın son damlasına kadar mücadeleye devam edeceğiz. İnşallah birileri de bize köstek olmaz da destek olur. (…) Sonra Başbakan da İngiltere’ye gidiyor, İngiliz yatırımcıları buraya davet ediyor. Hadi buyur!”

Selâhaddin Eyyubî Kürt değil, Azerbaycan Türk’üdür

Program sunucusu Murat Alan’ın, Türkiye’nin her badireden Allah’ın lütfuyla, yardımıyla kurtulduğunu söylemesi üzerine Maranki, şöyle konuştu:

“Dünyada bir hadise oluyor, hiç bilmediğimiz, o bize yarıyor. Kardeşim, seçilmiş biri… Bak bu ruh var ya, bu Anadolu ruhu; ona Türkiye ve Türk diyoruz yani. Bu Laz’ı, Çerkez’i, Kürt’ü, Selâhaddin Eyyubî’si diyoruz ya… Bu arada, “Selâhaddin Eyyubî Kürt” falan diyorlar ya? Buradan açıklamak istiyorum; geçen, bu Cuma günkü makalemde var, Selâhaddin Eyyubî’nin babası kimdir, biliyor musunuz? Biz Azerbaycan Türk’üdür. Kardeşlerinin adı nedir, biliyor musun? Tuğtekin’dir. Bir kardeşinin adı nedir, biliyor musun? Börü’dür; kurttur. Yani bizi öyle aldatıyorlar ki.”

Gerekirse silahı alır yine çıkarız

“Yeni bir tarih yazalım” çağrısında bulunan Maranki, “Yani bunu yapalım arkadaşlar yani. Ülke elden gidiyor ya. Bak ben, haddi aştım artık, 60 küsur yaşındayım. Yani hücre yaşım 33 tabi yani; bakma da hani bu noktada. Yine gerekirse mücahidüne fisebilillah, alırız silahı çıkarız yani. 80’de gömdük diye öyle şey yok yani. Çıkarız gerekirse” dedi.

Kendisine gelen bir izleyici mesajından hareketle Akit TV’yi FETÖ konusu unutmakla suçlayan Maranki, “Bunun siyasî ayağı yok mu?” diye sordu.

1993’de devlet adına Azerbaycan’daydım

FETÖ yapılanmasının çok eski yıllara kadar uzandığını ifade eden Maranki, şunları söyledi:

“Ben, 93’te Başbakanlık adına görevlendirildim. Azerbaycan’ın yeniden yapılandırılması. Yazı yazıyorum orada. Bunların okulların ilk açıldığı yerler. Üniversitedeyim. Tabi devlet adına oradayız; burada söylemekten çekinmiyorum yani. 3 ayda bizi keşfettiler. Ben de rapor yazıyorum. Yolluyorum devamlı. Her rapor yolladığımda daha bir sertleşme oluyor, bana karşı. Her rapor yolladığımda… Ulan diyorum, ya bu devlet, acaba Rusya’nın mı elinde? O zaman daha böyle bir şey yok. Her yolladığımda, güzel şeyler; bunlar oluyor, şunlar oluyor, falan filan. Ben de Başbakanlık baş uzmanıyım o zaman. Baş uzman. Bir gün toplantıya çağrıldık, Ankara’ya. Tamam mı? Biliyorsunuz, büyükelçilikte bu müşavirler vardır; istihbarat elemanlarıdır onlar. Dediğin için diyorum. En az 3 tane olur bunlardan. İşte birisi ona bakar; Cuma toplantılarında kim işte devletin aleyhine iş yapıyorsa, fişler onları, yollar. Ben, Birleşmiş Milletler’de UN DİP’i çalışıyorum. Toplantı var. Bir gün dedi ki kız, bizim odamız vardır Ankara’da, “Efendim” dedi, “mektubunuz var”. Aldım mektubu, giderken açıyorum, toplantıya. Tamam mı? Bir açtım, Büyükelçi beni şikâyet ediyor. Bak! Diyor ki, büyükelçi, altında da istihbaratçıların raporu. “Azerbaycan’da ne yaptığı kurumumuzca bilinmeyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Ahmet Maranki, Çeçenlerle bilmem neleri yaptığını, şurada bilmem ne olduğunu, burada…” Bir baktım ki benim şikâyetlerim, devletin eline gidiyor. Eyvah dedim. Hani dediğin gibi, daha 90’lı yıllarda bunlar, devlete hakimdi. O gün bu gün burnumuzdan soluyoruz.”

Ahmet Maranki, konuşmasında “Paralel Yapı”nın sadece FETÖ’den ibaret olmadığını da dile getirdi.

25 Haziran’da olmazsa, Belgrad Ormanı’na gömdüğümüz talim şeylerini sokağa çıkaracağız

CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem’in açıklamalarının değerlendirildiği bölümde Maranki, şunları söyledi:

“Hocam derdi ki bize, bu bilimleri öğreten, kozmik bilimleri, dünyayı idare eden güçler… Aslında hani biz de biraz toplumu bilgilendiriyoruz da, işin aslı belli yani. Dünyada bir hak var, bir de şer var. Şer güçler birleşmiş, hakka saldırıyor, savunanlara. Bu kadar basit. Ben, derdim ki hocama, ya hocam, bu nasıl çözülecek? “Oğlum” derdi, “Birgün” derdi, “bak” derdi, şu elbiseyi gösterirdi, “Bu elbiseyi örerken” derdi, “bunun altında” derdi, “bir ip vardır. En son. Bir gün Rabbilalemin murad ederse” derdi, “bu ip gözükür” derdi. “Biri bunu görür” derdi. “Aaa! Burada bir ip var! Yapma ya” falan derdi. “Bu ipi çekmeye başlar, açtıkça, ‘Aaa! Bu da varmış’ der. ‘Sen de mi vardın orada?’ ‘Ben vardım ama direksiyonda da bu vardı’. O ‘bu vardı, bu vardı” derdi; “her şey ortaya çıkar oğlum” derdi. “Rabbilalemin’i siz yeter ki razı edin” derdi. Şimdi dedin ya ‘patladı cerahat.’ İpin ucu açıldı. Şimdi burada demiş ya birileri… Ben, doktora dersinde ilm-i siyaset dersi aldım. Allah razı olsun, Allah rahmet eylesin, Sabahattin Zaim’den. O zaman Özal dönemiydi. Avrupa programları vardı. İşte derdi, Avrupa Birliği’ne girme dersleri, “Ya olmayacak nasıl olsa bu” derdi. Mübarek, o zamandan görmüş. Bense ilm-i siyaset. Orada bir kural vardır; her doğruyu söylemek, doğru değildir. Aksülamel (tepki) yapar. Bir. Çok önemli. Hani dedin ya, ‘doğruyu söylemeli’ dedin ya? Hani… İki: Ben, Dünyada çok çalıştım. Bulgaristan mezalimini araştırdım, yazdım, gittim. Çocuklarım Romanya’da okudu. İşte, kızım Almanya’ya evleniyor. Hep orada sorarım; ya derim, sizin bu tarih kitaplarında ‘Bu Almanlar böyle kesmiş, şunu yapmış’… “Hiçbiri” der, “kitaplarda yazmaz.” Ya Bulgaristan’da bu mezalim, Türklere?.. “Hayır, aksine Türkler saldırdı der.” Romanya’da çocuklarım tıp okudu falan filan. “Asla” der, “hiçbir kitapta Romanya’nın, devletinin aleyhine hiçbir kitapta hiçbir şey göremezsin” der. Bu ihanet, bizde var. Niye? Çünkü adı, sapı bizden ama devşirme, dönmelerin eline geçmiş devlet. Bunların elinde olduğu için. İnşallah, ben inanıyorum, tamam mı? 24 Haziran’da, bu söylenenler, sizin buraya yatırdığınız, masaya, şeyler, unutulmaz da, unuturuz ya biz hep, unutuyoruz. Hamasetimiz vardır; yürürüz yollarda. İki gün sonra, dediğin gibi, Taksim olaylarından kim tutuklu? Yarın ne olacak? Bu olayların sonunda ne olacak? Bitti kardeşim ya. Daha tespit edemediğimiz ne kriptolar var. Onun için biz, ‘unutma, unutturma’ diyeceğiz. Ümidimiz, 24 Haziran’a kadar bunlar çıkacak; ama yaptığımız işler, Allah rızası için olsun. Bak, kaleyi fethetmek için O’nu razı etmek lâzım. O razı olsa, Rabbilalemin kün feyekün değil mi? Ol dedi mi olmaz mı kardeşim her şey? Ha, biz O’nu razı edelim; ama şu an yapılan işlerde, devletin işleri, Dolarından bilmem nesinden, milletvekili listeleri, gireceğiz, ilçelerde, razı ediyor muyuz? Bunlara bakmak lâzım. Yoksa bu millete hakikaten, hani bu kanıta dayalı diyorlar ya, olmalı, kanıta dayalı değil ama Rabbilalemin, bu necip milleti koruyor. Hiçbir Türk devleti, içerideki hainler, en son bin yıl önce de vardı. Diriliş’te izliyoruz. Bu gün izlediler. İhanet vardı. 100 yıl önce Abdülhamid’e de yaptılar.Aynı para politikaları, aynı şeyler. Aynılarını yaptılar. Yedirdik bunu. İşte Menderes’i öldürttük. Diyoruz ya? Özal’ı öldürttük. Kardeşim, sahip çık ya! Hocam derdi ki, son sözüm, “Oğlum” derdi, 80’li yıllarda, Bülent Kardeşim, bize; tabi o zaman siyaset var. Hocam, biz nasıl ayıracağız bu elmayla armudu? Hayırla şerri? “Oğlum” derdi, “şer, burası” derdi. “Millet, devlet, Allah, kitap düşmanı bunlar” derdi. Belli değil mi Türkiye’de? “Bunlar ne diyorsa tersini yapın” derdi. Ben de diyorum ki necip milletime, bunlar ne diyorsa kardeşim, spekülasyonlara kulak vermeyin, tersini yapın. Allah’ın izniyle benim bir ümidim var: 25 Haziran. Ben, hiçbir kuvvet bana AK Parti’ye oy attıramaz. Şu tabloyu gördüm ya bir Kastamonulu olarak veya Maraşlı olarak, şuraya gelen yazıları görerek; ama bu biz, bir daha liderimizi yedirmeyeceğiz kardeşim. Ben yaşadım; Özal’ın danışmanlığını yazdım. Nasıl öldürüldüğünü gördüm. Rahmetli Türkeş’in nasıl öldürüldüğünü gördüm ve kitabımda yazdım. Muhsin Yazıcıoğlu’nun devlet arşivlerinden nasıl yok edildiğini gördüm. Yazdım bunların hepsini. Bediüzzaman Said-i Nursî’yi nasıl 700 mahkemeye verip, mahkemelere verip en son beraat ettirdiğini gördüm. Bak. Gördüm. Şimdi onun için biz, artık bir olmamız lâzım, birlikte olmamız lâzım. Bu spekülasyonlar, tamamen sunidir. Biz, onun için her doğruyu her yerde söylemeyeceğiz. Kan ağlıyor içimiz ya! Kan ağlıyor! Ama bizim şayet aksi olursa, gidecek hiçbir yerimiz yok. Ben, onun için umudum, Kaf Dağı’nın arkası; 25 Haziran’da. Olmadı; zaten o zaman artık Belgrad Ormanı’nda ağacın dibinde talim şeyimiz. Oraya gömdük. Çıkaracağız sokağa artık, bismillahirrrahmanirrahim diyeceğiz.”

Gerektiğinde millet ona hazır

Program sunucusu Murat Alan’ın “Yok, o kadar da değil de…” itirazı üzerine de Maranki, “Ama adam sana topla saldırıyor. Senin tüfeğinle saldırıyor. Tankınla atıyor kardeşim yani. Gerektiğinde bu millet, ona hazır. Onu söylemek istiyorum” dedi.

Hiç yorum yok: